|
Kategori |
İngilizce |
Türkçe |
|
| İfadeler |
|
| 1 |
İfadeler |
as you will recall expr. |
hatırlanacağı üzere |
|
| 2 |
İfadeler |
as you will recall expr. |
hatırlanacağı gibi |
|
| 3 |
İfadeler |
what you plant now you will harvest later expr. |
ne ekersen onu biçersin |
|
| 4 |
İfadeler |
you will never walk alone expr. |
asla yalnız yürümeyeceksin |
|
| 5 |
İfadeler |
If you lie down with the devil, you will wake up in hell expr. |
şeytanla sevişirsen cehennemde uyanırsın |
|
|
|
| 6 |
İfadeler |
If you always do what you've always done, you will always get what you've always got expr. |
hep aynı şeyleri yaparsan, hep aynı sonuçları elde edersin |
|
| 7 |
İfadeler |
if you never try, you will never know expr. |
denemeden bilemezsin |
|
| 8 |
İfadeler |
it will cost you expr. |
bunun bir maliyeti var |
|
| 9 |
İfadeler |
it will cost you expr. |
pahalıya patlayacak |
|
| 10 |
İfadeler |
it will cost you expr. |
bunun bir bedeli olacak |
|
|
|
| 11 |
İfadeler |
it will cost you expr. |
tuzlu olacak |
|
| 12 |
İfadeler |
it will cost you expr. |
pahalıya patlayacak |
|
| 13 |
İfadeler |
five will get you ten expr. |
büyük olasılıkla |
|
| 14 |
İfadeler |
five will get you ten expr. |
büyük ihtimalle |
|
| 15 |
İfadeler |
five will get you ten expr. |
çok büyük ihtimal |
|
| 16 |
İfadeler |
five will get you ten expr. |
her şey ona işaret ediyor |
|
| Atasözü |
|
| 17 |
Atasözü |
keep your shop and your shop will keep you |
bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur |
|
| 18 |
Atasözü |
if you run after two hares you will catch neither |
iki karpuz bir koltuğa sığmaz |
|
| 19 |
Atasözü |
if you run after two hares you will catch neither |
aynı anda iki şeyi birden yapmak için çabalarsan ikisinden de olursun |
|
| 20 |
Atasözü |
do good things and good things will happen to you |
iyilik yapan iyilik bulur |
|
|
|
| 21 |
Atasözü |
do good things and good things will happen to you |
iyilik yap iyilik bul |
|
| 22 |
Atasözü |
if you lie down with dogs you will rise up with fleas |
körle yatan şaşı kalkar |
|
| 23 |
Atasözü |
your mother alone will wail on you |
ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar |
|
| 24 |
Atasözü |
if you run after two hares you will catch neither |
aynı anda iki tavşan kovalayan hiçbirini yakalayamaz |
|
| 25 |
Atasözü |
live, horse, and you will get grass |
zorluklara direnen/sabreden mükafatını alır |
|
| 26 |
Atasözü |
don't make yourself a mouse, or the cat will eat you |
ses çıkarmazsan/kuzu gibi olursan bunu fırsat bilirler |
|
| 27 |
Atasözü |
don't make yourself a mouse, or the cat will eat you |
kuzu gibi olma, kurda yem olursun |
|
| 28 |
Atasözü |
don't make yourself a mouse, or the cat will eat you |
çekingen olursan bunu fırsat bilirler/istismar ederler |
|
| 29 |
Atasözü |
don't make yourself a mouse, or the cat will eat you |
çekingen olma, hakkından gelirler |
|
| 30 |
Atasözü |
if you chase two rabbits, you will not catch either one |
iki karpuz bir koltuğa sığmaz |
|
| 31 |
Atasözü |
if you chase two rabbits, you will not catch either one |
aynı anda iki şeyi birden yapmak için çabalarsan ikisinden de olursun |
|
| 32 |
Atasözü |
if you lie with dogs, you will get fleas |
körle yatan şaşı kalkar |
|
| 33 |
Atasözü |
if you chase two rabbits, you will not catch either one |
aynı anda iki tavşan kovalayan hiçbirini yakalayamaz |
|
| 34 |
Atasözü |
if you lie with dogs, you will get fleas |
itle yatan bitle kalkar |
|
| 35 |
Atasözü |
you will catch more flies with honey than (with) vinegar |
çanakta balın olsun arı yemenden gelir |
|
| 36 |
Atasözü |
you will catch more flies with honey than (with) vinegar |
tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır |
|
| 37 |
Atasözü |
I am a prince and you are a prince; who will lead the donkeys? |
sen ağa, ben ağa, inekleri kim sağa? |
|
| Konuşma Dili |
|
| 38 |
Konuşma Dili |
flattery will get you nowhere expr. |
yağcılık bir işe yaramaz/bana sökmez |
|
| 39 |
Konuşma Dili |
bring things that you will need expr. |
ihtiyacın olacak şeyleri getir |
|
| 40 |
Konuşma Dili |
mom will murder you if she finds out you broke her antique vase expr. |
antika vazosunu kırdığını anlarsa annem seni öldürür |
|
|
|
| 41 |
Konuşma Dili |
mom will kill you if she finds out you broke her antique vase expr. |
antika vazosunu kırdığını anlarsa annem seni paramparça eder |
|
| 42 |
Konuşma Dili |
mom will kill you if she finds out you broke her antique vase expr. |
antika vazosunu kırdığını anlarsa annem seni öldürür |
|
| 43 |
Konuşma Dili |
mom will murder you if she finds out you broke her antique vase expr. |
antika vazosunu kırdığını anlarsa annem seni paramparça eder |
|
| 44 |
Konuşma Dili |
a little dab will do you [us] expr. |
azıcık kafi |
|
| 45 |
Konuşma Dili |
a little dab will do you [us] expr. |
azıcık yeterli |
|
| 46 |
Konuşma Dili |
a little dab will do you [us] expr. |
bir damla yeterli |
|
| 47 |
Konuşma Dili |
a little dab will do you [us] expr. |
bir tutam yeterli |
|
| 48 |
Konuşma Dili |
a little dab will do you [us] expr. |
bir çimdik yeterli |
|
| 49 |
Konuşma Dili |
a little dab will do you [us] expr. |
bir tutam kafi |
|
| 50 |
Konuşma Dili |
a little dab will do you [us] expr. |
bir gıdım kafi |
|
| 51 |
Konuşma Dili |
more than you will ever know expr. |
bilemezsin |
|
| 52 |
Konuşma Dili |
more than you will ever know expr. |
anlayamazsın |
|
| 53 |
Konuşma Dili |
more than you will ever know expr. |
bilebileceğinden/tahmin edebileceğinden de çok |
|
| 54 |
Konuşma Dili |
more than you will ever know expr. |
ne kadar … bilemezsin |
|
| 55 |
Konuşma Dili |
more than you will ever know expr. |
anlayabileceğinden/fark edebileceğinden çok fazla |
|
| 56 |
Konuşma Dili |
more than you will ever know expr. |
bilebileceğinden/tahmin edebileceğinden çok fazla |
|
| 57 |
Konuşma Dili |
flattery will get you nowhere expr. |
yağ çekme |
|
| 58 |
Konuşma Dili |
flattery will get you nowhere expr. |
yağcılık yaparak bir şey elde edemezsin |
|
| 59 |
Konuşma Dili |
flattery will get you nowhere expr. |
boşuna yaltaklanma |
|
| 60 |
Konuşma Dili |
flattery will get you nowhere expr. |
boşuna yağ çekme |
|
| 61 |
Konuşma Dili |
flattery will get you nowhere expr. |
yağcılıkla bir yere varamazsın |
|
| 62 |
Konuşma Dili |
flattery will get you nowhere expr. |
boşuna yağcılık yapma |
|
| 63 |
Konuşma Dili |
flattery will get you nowhere expr. |
yağcılık bir işe yaramaz/bana sökmez |
|
| 64 |
Konuşma Dili |
he/she will murder you expr. |
senin canına okuyacak |
|
| 65 |
Konuşma Dili |
he/she will murder you expr. |
seni gebertecek |
|
| 66 |
Konuşma Dili |
he/she will murder you expr. |
seni öldürecek |
|
| 67 |
Konuşma Dili |
I will have you know expr. |
bilmen lazım ki |
|
| 68 |
Konuşma Dili |
I will have you know expr. |
şunu bil ki |
|
| 69 |
Konuşma Dili |
I will have you know expr. |
söylemeliyim ki |
|
| 70 |
Konuşma Dili |
I will have you know expr. |
bil ki |
|
| 71 |
Konuşma Dili |
I will have you know expr. |
bilmiyorsan öğren |
|
| 72 |
Konuşma Dili |
iitywybad (If I tell you, will you buy another drink?) expr. |
istesem bana bir içki daha alır mısın/ısmarlar mısın? |
|
| 73 |
Konuşma Dili |
that and (some amount of money) will get you a cup of coffee [uk] expr. |
beş para etmez |
|
| 74 |
Konuşma Dili |
that and (some amount of money) will get you a cup of coffee [uk] expr. |
bir işe yaramaz |
|
| 75 |
Konuşma Dili |
that and (some amount of money) will get you a cup of coffee [uk] expr. |
bunun bir önemi/değeri yok |
|
| 76 |
Konuşma Dili |
will you hold(, please)? expr. |
hatta bekler misiniz, lütfen? |
|
| 77 |
Konuşma Dili |
you can bet the farm that (something will happen or is the case) expr. |
kesinlikle (bir şey olacak/bir şey öyle) |
|
| 78 |
Konuşma Dili |
you can bet the farm that (something will happen or is the case) expr. |
(bir şeyin olacağına/bir şeyin öyle olduğuna) emin olabilirsin |
|
| 79 |
Konuşma Dili |
you can bet the farm that (something will happen or is the case) expr. |
hiç şüphen olmasın ki (bir şey olacak/bir şey öyle) |
|
| 80 |
Konuşma Dili |
you can bet the farm that (something will happen or is the case) expr. |
emin ol ki (bir şey olacak/bir şey öyle) |
|
|
|
| 81 |
Konuşma Dili |
thank you but I will pass expr. |
teşekkürler ama almayayım |
|
| Deyim |
|
| 82 |
Deyim |
that and 50 cent will buy you a cup off coffe i. |
yapılan şeyin başkasının gözünde beşparalık değerinin olmaması |
|
| 83 |
Deyim |
if you lie down with dogs you will get up with fleas expr. |
itle yatan bitle kalkar |
|
| 84 |
Deyim |
if you lie down with dogs you will get up with fleas expr. |
körle yatan şaşı kalkar |
|
| 85 |
Deyim |
flattery will get you nowhere expr. |
boşuna yaltaklanma |
|
| 86 |
Deyim |
flattery will get you everywhere expr. |
yağ çekme |
|
| 87 |
Deyim |
flattery will get you everywhere expr. |
boşuna yağ çekme |
|
| 88 |
Deyim |
flattery will get you nowhere expr. |
boşuna yağcılık yapma |
|
| 89 |
Deyim |
flattery will get you everywhere expr. |
yağcılık yaparak bir şey elde edemezsin |
|
| 90 |
Deyim |
flattery will get you everywhere expr. |
boşuna yaltaklanma |
|
| 91 |
Deyim |
flattery will get you nowhere expr. |
yağcılıkla bir yere varamazsın |
|
| 92 |
Deyim |
flattery will get you everywhere expr. |
yağcılıkla bir yere varamazsın |
|
| 93 |
Deyim |
flattery will get you nowhere expr. |
boşuna yağ çekme |
|
| 94 |
Deyim |
flattery will get you nowhere expr. |
yağ çekme |
|
| 95 |
Deyim |
flattery will get you everywhere expr. |
boşuna yağcılık yapma |
|
| 96 |
Deyim |
flattery will get you nowhere expr. |
yağcılık yaparak bir şey elde edemezsin |
|
| Konuşma |
|
| 97 |
Konuşma |
I will call you i. |
ararım seni |
|
| 98 |
Konuşma |
I am sure you will expr. |
eminim yaparsın |
|
| 99 |
Konuşma |
I will knock the daylights out of you expr. |
canına okuyacağım |
|
| 100 |
Konuşma |
you have the right to remain silent, anything you say can and will be used against you in a court of law expr. |
sessiz kalma hakkına sahipsin, söyleyeceğin her şey mahkemede aleyhinde delil olarak kullanılabilir |
|
| 101 |
Konuşma |
will you give that to me in writing? expr. |
onu bana yazılı olarak verir misiniz? |
|
| 102 |
Konuşma |
you will learn in good time expr. |
sırası gelince öğrenirsin |
|
| 103 |
Konuşma |
you will learn in good time expr. |
sırası gelince öğrenirsiniz |
|
| 104 |
Konuşma |
when will you come? expr. |
ne zaman geleceksin? |
|
| 105 |
Konuşma |
in this sign you will conquer expr. |
işte bu işaret seni zafere ulaştıracak |
|
| 106 |
Konuşma |
will you come? expr. |
gelir misin? |
|
| 107 |
Konuşma |
will you come? expr. |
gelecek misin? |
|
| 108 |
Konuşma |
what will you do expr. |
ne yapacaksın |
|
| 109 |
Konuşma |
I will let you know as soon as I find it out expr. |
öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim |
|
| 110 |
Konuşma |
I will let you know as soon as I figure out expr. |
öğrenir öğrenmez sizi bilgilendireceğim |
|
| 111 |
Konuşma |
I will let you know as soon as I figure out expr. |
öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim |
|
| 112 |
Konuşma |
I will let you know as soon as I find out expr. |
öğrenir öğrenmez sizi bilgilendireceğim |
|
| 113 |
Konuşma |
I will let you know as soon as I find it out expr. |
öğrenir öğrenmez sizi bilgilendireceğim |
|
| 114 |
Konuşma |
I will let you know as soon as I find out expr. |
öğrenir öğrenmez seni bilgilendireceğim |
|
| 115 |
Konuşma |
I know you will understand me expr. |
beni anlayacağını biliyorum |
|
| 116 |
Konuşma |
will you marry me? expr. |
benimle evlenirmisin? |
|
| 117 |
Konuşma |
will you come here? expr. |
buraya gelecek misin? |
|
| 118 |
Konuşma |
if you will excuse me expr. |
anlayışınıza sığınarak |
|
| 119 |
Konuşma |
I will not forget you expr. |
seni unutmayacağım |
|
| 120 |
Konuşma |
when will you be there? expr. |
ne zaman orada olursun? |
|
| 121 |
Konuşma |
you will pay the price! expr. |
gününü göreceksin |
|
| 122 |
Konuşma |
you will pay for it! expr. |
gününü göreceksin |
|
| 123 |
Konuşma |
you will get what you deserve! expr. |
gününü göreceksin! |
|
| 124 |
Konuşma |
you will know me in time expr. |
beni zamanla tanırsın |
|
| 125 |
Konuşma |
when will you come again expr. |
tekrar ne zaman geleceksin |
|
| 126 |
Konuşma |
you will get what you deserve! expr. |
görürsün gününü! |
|
| 127 |
Konuşma |
you will pay for it! expr. |
görürsün gününü! |
|
| 128 |
Konuşma |
you will know me in time expr. |
tanırsın beni zamanla |
|
| 129 |
Konuşma |
we will be glad if you come expr. |
gelirseniz seviniriz |
|
| 130 |
Konuşma |
I will be glad if you come expr. |
gelirseniz beklerim |
|
| 131 |
Konuşma |
you will pay the price! expr. |
görürsün gününü |
|
| 132 |
Konuşma |
will you come again expr. |
tekrar gelecek misin |
|
| 133 |
Konuşma |
I will call you expr. |
seni arayacağım |
|
| 134 |
Konuşma |
I will call you expr. |
seni çağıracağım |
|
| 135 |
Konuşma |
I will never do anything to hurt you expr. |
asla seni incitecek bir şey yapmayacağım |
|
| 136 |
Konuşma |
will you please expr. |
sizden ricam |
|
| 137 |
Konuşma |
what will you be when you grow up? expr. |
büyüdüğünde ne olacaksın? |
|
| 138 |
Konuşma |
we will miss you expr. |
seni özleyeceğiz |
|
| 139 |
Konuşma |
as you will guess expr. |
tahmin edeceğiniz gibi |
|
| 140 |
Konuşma |
as you will guess expr. |
tahmin edeceğiniz üzere |
|
| 141 |
Konuşma |
will you come to see me expr. |
beni görmeye gelir misin |
|
| 142 |
Konuşma |
will you come to see me expr. |
beni görmeye gelecek misin |
|
| 143 |
Konuşma |
I will be honest with you expr. |
sana dürüst olacağım |
|
| 144 |
Konuşma |
will you marry me? expr. |
benimle evlenir misin? |
|
| 145 |
Konuşma |
you must hurry or you will be late expr. |
acele etmelisin aksi halde gecikeceksin |
|
| 146 |
Konuşma |
will you marry me? expr. |
eşim olur musun? |
|
| 147 |
Konuşma |
I will be honest with you expr. |
size dürüst olacağım |
|
| 148 |
Konuşma |
you must hurry otherwise you will be late expr. |
acele etmelisin aksi halde gecikeceksin |
|
| 149 |
Konuşma |
what will you do today? expr. |
bugün ne yapacaksın? |
|
| 150 |
Konuşma |
I will help you expr. |
ben sana yardım ederim |
|